Followers

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Zenne / Dancer (2012)


Doğulu muhafazakâr bir ailenin çocuğu olan Ahmet, cinsel kimliğini saklamadan zennelik yapan Can ve Alman fotoğrafçı Daniel’in İstanbul'da kesişen dostluk hikayesini konu alan film, 
birbirinden çok farklı olmalarına rağmen hayatları kesişen 3 kişinin dramasını beyazperdeye taşıyor. 
Ülkemizin hala kanayan yaralarından biri olan cinsel kimliğini açıklama, özgürce yaşama ve yaşayamama temalarına odaklanan film, 'erkek olmak' ile bir tutulan askerlik tabusuna parmak basıyor. 
3 sene önce bir cinayete kurban giden Ahmet Yıldız'ın yakın arkadaşları olan M.Caner Alper ve Mehmet Binay tarafından Yıldız'ın gerçek hayat hikâyesinden uyarlanan yapımın başrollerini Kerem Can (Can), Erkan Avcı (Ahmet) ve Giovanni Arvaneh’nin (Daniel) paylaşıyor.


Böyle alıntıladım beyazperde.com'dan.

*aşırı derecede spoiler içerir bu yazı*

Ahmet Yıldız, eşcinsel olduğu için öldürüldü 3 yıl önce.
Ve bu film onu konu alıyor.
Ahmet Yıldız'ı Erkan Avcı oynuyor, eğer filmi izleyip eşcinsel olduğu düşünüyorsunuz, şu röportajını okuyunuz lütfen BURADAN
Erkan Avcı çok güzel canlandırmış bence Ali Yıldız'ı.
Film üç arkadaşı anlatıyor, filmde bağlam çok güzel yaratılmış, diyaloglar ustaca.
Ama isminin Zenne oluşu ve saçma bir çeviri ile Dancer denmesi beni ne kadar sinir ettiyse, Ali Yıldız'ın cinayetinin konu aldığı filme Zenne demek ya da Zenne ismi üzerinden gitmek o kadar sinir etti.

Keşke Kerem Can'ın muhteşem ötesi oynadığı Zenne, daha önce hiç dans etmemesine rağmen böyle bir performans sergilemesi beni kendisine hayran bıraksa da hikayede pek yer bulamamış.
Eğreti durmuş olmamış, ama Zenne ve ailesiyle beraber askeriyeye çok güzel eleştiriler yapılmış.
Pembe teskere alırken, eşcinsel erkeklerin nasıl zorlandığı, ne gibi aşamalardan geçtiği, askeriyenin ne kadar insanlık ötesi bir kurum olduğu gibi gibi.
Ama dediğim gibi asıl konu ile oturmamış.

Alman fotoğrafçı ile Ali'nin ilişkisi çok güzel.
İlk tanıştıklarında Ahmet'nin soru sormaları, tatlı tatlı kaçışları, her şey çok tatlı, neredeyse elinde iki dondurma ile öldüğü sahne bile.
O tatlılığın, o harikalığın üstüne iki kurşun...


Ahmet'yi babası öldürmedi.
Annesi öldürdü.
Töre öldürdü.
Namus öldürdü.
Erkek öldürdü.
ve biz öldürdük.

Filmde bunu anlatmak istemiş ama sanırım dengeleri kuramayıp, anne üzerine yüklemiş bütün rolü.

Ayrıca Ünal Silver'in böyle bir rol üstlenip "Benim bir kızım, bir oğlum, iki de gelinim var" diyerek, homofobik rolünü anlamakta güçlük geçtiğini söylemesi ne kadar samimi geldi bana.

Ayrıca Film Altın Portakal'da 5 ödül aldı. Ben sevdim filmi, tavsiye ediyorum.
Biraz da olsa eşcinsel insanlara karşı önyargınız varsa, izleyin, anlamaya çalışın.

Eşcinsel olmak tercih değil doğal bir eğilimdir.
Velev ki tercih, ne olacak? o_O



5 yorum:

  1. VELEV Kİ İBNEYİZ!

    "aletim senin bir yerine girmediği sürece bu seni ilgilendirmez!" benzeri bir söz işitmiştim queer as folk dizisinde Brian'dan. Doğru söze ne denir?

    YanıtlaSil
  2. İşte, Brian dediyse Queer As Folk'taki iyi demiştir, üstüne söz edilmez. =)

    YanıtlaSil
  3. Eşcinselleri anladığınız ve desteklediğiniz için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  4. Çok doğru canım, velev ki tercih ne olacak?

    YanıtlaSil
  5. Ne demek Adsız =) Sevda'cım böyle konularda da anlaştığımızı görmek çok hoş doğrusu =)

    YanıtlaSil