Followers

24 Nisan 2012 Salı

YAZGI - Zeki Demirkubuz


Filmi Zeki Demirkurbuz'la söyleşi yapmadan önce izledik.

Camus'un "Yabancı" kitabınından esinlenmiş ya da uyarlanmış bir filmmiş ben izlemeden önce bunu bilmiyordum, kitabı ekledim listeme hemen.

Film, onun için hiç bir şey fark etmeyen, duyarsız, gamsız, vurdumduymaz bir adamın hikayesini anlatıyor.
En güzel sahnelerinden biri olan, savcı ile Musa'nın yani asıl karakterin konuşmasının geçtiği yerde; Musa sadece  savcının "İstanbul'a mı döneceksiniz?" sorusuna cevap verebilmiştir ve bu kayıtsızlığından dolayı yani aldatmaya, evliliğe,bir çok olay ve olguya kayıtsızlığından dolayı yargılanmasına isyan etti Musa film boyunca sadece.

Diğer bütün sahnelerde sadece duyarsız bir adam olarak kaldı. Zeki Demirkurbuz'un dediğini gibi filmin son sahnesi ile beraber öyle "Akıl Çağının" çocukları olarak maddeye değil de olgulara değer vererek bir - hayat parçası- izledik aslında yani ne oradaki kapının öyle büyük bir anlamı vardı ne de masanın. Önemli olan Musa'nın tanıklığı ve insanların gördükleri/yaşadıklarıydı.

Zeki Demirkurbuz'un dediği gibi imgelere, rollere, kimliklere o kadar takılıyoruz ki bazen filmin gerçek amacından çokça saparak sadece bildiklerimiz ve algımız çevresinde metinlerarasılıkla beraber bir anlam biçiyoruz çoğu filme. İdeolojiyi propaganda olarak görüyoruz ve karşı çıkıyor ya da benimsiyoruz.

Halbuki önemli olan hayat ve nasıl yaşandığı, tanıklık ve bilinen.

Bu filmde önemli olan ise tanık olunun ve bilinene karşı Musa'nın aldığı tavır yani bir hayat parçası.

savcı : ne demek ne farkederdi? kendinize yaptığınız kötülük
bi tarafa adalete cinayet işletmek gibi bişi bu.
musa : bu beni ilgilendirmez ama olan zaten bu.
savcı : en azından engel olabilirdiniz.
musa: ben sadece suçlanmış olmaktan dolayı şikayetçi 
olmadım. bu da benim hakkım.
savcı: tuhaf değil mi bu.
musa: benim için diğil.
savcı: kendinizi suçlu mu hissediyosunuz?
musa: hayır. (..) ama sucsuz da hissetmiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder